Abdülbaki Gölpınarlı'nın - - - - için yaptığı tanım şudur: "Tek sözle söylenmesi gerekirse bu edebiyat, aşka ve cezbeye fakat akıllıca cezbeye ve bilgiye dayanan ağırbaşlı, biraz da Arapça ve Farsça kelime ve terkiplerle karışık bir edebiyattır." Bu parçada boş bırakılan yere, aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A